17 Nisan 2018 Salı

78 Yıldır Aydınlanma Işığı Sönmeyen Bir Ülkü: Köy Enstitüleri


78 Yıldır Aydınlanma Işığı Sönmeyen Bir Ülkü: Köy Enstitüleri

            ''Köy Enstitüleri, bozkırda ağaç dikmek ve tutturmaktır. Çorak bir yeri yemyeşil etmek, bir bataklığı kurutmak, susuz yere su götürmektir. Vatan sevgisi, bilim sevgisi, ekmek sevgisi ekmektir.''
Sabahattin Eyüboğlu

            Yaklaşık bir aylık bir süreden sonra blog'a tekrar yazmanın heyecanı içindeyim. Ara vermemin güzel bir sebebi vardı elbette; Ankara/Kızılcahamam'a gidip 17. Uluslararası Sınıf Öğretmenliği Sempozyumu'nda bildiri sunmam güzel bir deneyim oldu benim için. Bu konu hakkında da bir yazı tasarlamıyor değilim. Onu da yakın zamanda blog'a koyacağım, şu an bir derleyip toparlama sürecinde.

            Bugün ise özel bir gün… 17 Nisan… Aydınlanma ışığımız olan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 78. yıldönümü.

            Köy Enstitüleri ile tanışmamı aslında geçmiş bir yazımda bahsetmiştim ama tekrar hatırlama ihtiyacından olacak ki burada da tekrar hatırlamak istiyorum.

            Köy Enstitüleri ile aslında sevgili Celâl Şengör sayesinde tanıştım. Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında tanıdım Celâl hocayı. Kitaplarını okudum ve programlarını da hiç kaçırmadan izliyorum. Küçük bir not; Celâl hoca her pazartesi Habertürk Gazetesi'nde köşe yazılarıyla bizleri bilgilendirmeyi sürdürüyor. Şuraya da bugün yazmış olduğu yazıyı bırakıyorum (http://www.haberturk.com/yazarlar/celal-sengor-2466/1920948-dogal-secme-kurami-ve-turlerin-kokeni)

           Celâl hocanın benim Köy Enstitüleri ile tanışmamı nasıl sağladığına gelince. Hocanın 'Hasan Âli Yücel ve Türk Aydınlaması' isimli kitabını okurken Hasan Âli'nin fikirleri dikkatimi çekmişti ve onun hakkında yazılmış ve belki de onun yazdığı eseleri okuma isteği içindeydim. Hâlâ da öyleyim aslında. Okuduğum her bilimsel eserin kaynakça kısmına bakmaya bayılırım ve 'Hasan Âli Yücel ve Türk Aydınlaması' kitabını okuduğum sıralarda da kitabın kaynakça ve notlar kısmında sevgili Pakize Türkoğlu öğretmenimin 'Tonguç ve Enstitüleri' kitabı ile tanıştım. Çok sevdiğim bir söz vardır; ''Bir kitabın kapağını kapattığınızda aslında başka bir kitabın kapağını açarsınız.'' Tarih 25 Kasım 2016'yı gösteriyordu. O sıralar kendime bir alışkanlık edinip kitap defteri oluşturmaya başlamıştım. Başta Celâl hocanın kitabı da olmak üzere Pakize öğretmenimin kitabı için de kitapta önemli bulduğum cümleleri bu kitap defterime yazdığım sıralarda Köy Enstitüleri özel ilgi alanıma girdi diyebilirim. O gün bugündür enstitüler hakkında yaklaşık otuza yakın eser okudum, hâlâ da okumaya devam ediyorum, kitap fuarında Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği ile tanıştım, orada harika insanlarla beraber oldum ve onların derya gibi bilgileriyle kendime bir şeyler katmaya devam ediyorum.

            Köy Enstitüleri'nin ruhunu yaşatmak ve bu aydınlanma mücadelesinde yer almak gerçekten harika bir duygu ama bu duyguların en yücesini ve en özelini elbette oralarda okuyup enstitülere bir şeyler katan ve aydınlanma ışığının daima parlamasını sağlayan güzel insanlar hissediyordur diye düşünüyorum.

            Kurtuluş mücadelesinden yeni çıkmış, genç ve devingen kuşağını büyük ölçüde cephelerde yitirmiş, sanayisi olmayan, açlık ve yokluklar içinde, dış borçlarını ödeyebilme temel uğraşında olan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün önderliğinde bir yandan çağdaşlaşma ve aydınlanma devrimlerini yaşarken diğer yandan da kalkınmasının temel sektörü olan tarımın ve uygar toplumun tüm nimetlerinden yoksun durumdaki köylünün kalkındırılmasının yaşamsal önemde olduğunu görmüştür.*

            Yazar, şair, eğitimci Mehmet Başaran'ın da dediği gibi, Köy Enstitüleri, Kurtuluş Savaşı'nın eğitim alanında bir devamı, tamamlayıcısıdır hiç şühesiz. Emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı'mız nasıl ülkemizin kurtuluşunu sağlamışsa, karanlıkla savaş için kurulan Köy Enstitüleri de insanımızın eğitim yoluyla kurtuluşunu, gelişmesini amaçlamıştır.

            Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır'ın tabiriyle Cumhuriyet Türkiye'sinin aydınlanma ocakları olan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 78. Yıldönümü bugün. Toplumsal yaşamın kalkınmasında bir dönüm noktası olan ve 1940-1954 yılları arasında eğitim veren Köy Enstitüleri'nin ülkemizin ekonomik, toplumsal ve kültürel alandaki kalkınmasına sağladığı katkılar, günümüzün koşullarına rağmen devam etmektedir. Enstitülerin vermiş olduğu çağdaş ve devrimci eğitimle ülkemizin aydınlanmasında büyük bir yeri olan Köy Enstitüleri'nin yetiştirdiği binlerce nice insanımız, ülkemizin başta eğitim olmak üzere toplumsal ve kültürel hayatımızın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bünyesinde yetiştirdiği önemli isimlerle Köy Enstitüleri; ülkemizin 78 yılına damga vurmakta, başta eğitim ve edebiyat dünyası olmak üzere birçok disiplinde isim yapmış pek çok düşün ve bilim insanının geçmişinde önemli bir yer tutmaktadır.

            Yazımı eğitim konusunda benim bir fikir dünyası oluşturmamı sağlayan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Mustafa Necati Uğural, İsmail Hakkı Tonguç (Tonguç Baba) ve Hasan Âli Yücel'e ithaf ediyorum. Mekânları cennet olsun...
            
Aydınlanma ışığımız olan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 78. yıldönümü kutlu olsun!
















Kaynakça:

*Sındır, K., 2016. Köy Enstitüleri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hocaların Hocası, 100 Yıllık Bir Çınar: Halil İnalcık

"72 kitabım var, çoğunu 80 yaşından sonra yazdım. Bir şeye âşık oldunuz mu her şeyi unutursunuz..." Halil İnalcık Bu yazımda s...