31 Ekim 2017 Salı

Eğitim ve İletişim Üzerine


Eğitim Nedir?

             "Eğitim, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı (amaçlı ve planlı) olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir" (Ertürk, 1997, s. 12). Bu tanımda eğitimle değiştirilecek olan bireyin davranışıdır. Davranışın değişmesi ancak bireyin kendi yaşantısı yoluyla olabilir. Bireyin davranışını değiştirmenin eğitim olarak adlandırılabilmesi için davranışın istendik biçimde (toplumun istediği) ve kasıtlı (amaçlı ve planlı) olarak değiştirilmesi gerekmektedir.

            Kant, ''Eğitim Üzerine'' adlı eserine ''İnsan eğitime ihtiyaç duyan tek varlıktır. Çünkü eğitimden biz ahlaki terbiye ile birlikte bakıp büyütmeyi (çocuğun bakılıp doyurulması), umumi talim ve terbiyeyi [Zucht] anlamalıyız. Buna göre insan birbiri ardı sıra bebeklik [bakım ve beslenmeye muhtaç olma], çocukluk [talim ve terbiyeye muhtaç olma] ve talebelik [tahsil ve irşada muhtaç olma] evrelerinden geçer.'' cümleleriyle başlar. İnsanoğlu hiç şüphesiz, yaşamının her alanında eğitime önem verdiği ve ihtiyaç duyduğu gibi, iletişime de aynı hassasiyeti göstermektedir. Eğitim, bütün bunların zaman akışı içinde yer aldığı bir süreçle oluşur. İletişim de buna benzer bir özellik taşır aslında. İletişim ve iletişim süreci uzun süreli bir süreç olduğundan, iletişime maruz kalan bireylerde kalıcı davranış değişikliğini açıkça gözlemleyebildiğimiz mevcuttur.
           
         İletişim Nedir?

            İletişim kavramından söz etmek gerekirse, Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde iletişim; duygu ve düşüncelerin, akla uygun şekilde başkalarına aktarılması, bildirim ve haberleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu süreç, çift yönlü yapılırsa biz burada iletişimden, eğer tek yönlü yapılırsa iletimden söz ediyoruz. İletişimin özünde anlaşma var, iki birimin birbirini anlaması söz konusu. İletişim içinde olanların birbirini anlaması gerekir. Ama yanlış değil, eksik de değil, tam ve doğru anlamak… (Nas: 2015: 1)

            İletişimin Öğeleri

         İletişim sürecinde kaynak, hedeflediği kişi ya da grupta (alıcıda) davranış değişikliği oluşturmak üzere iletişim sürecini başlatan kişidir. Sınıfta bu görevi üstlenen kişi öğretmendir. Mesaj ise, bir ya da birden fazla kişinin bilişsel, duyuşsal ya da psikomotor davranışlarında değişiklik yapmak amacıyla düzenlenen işaretler örüntüsüdür. Bir başka deyişle, kaynağın alıcısıyla paylaşmak istediği düşünce, duygu ve davranışları temsil eden sembollerdir.
            İletişim sürecinde kanal, kaynağın amaçları doğrultusunda alıcıya gönderdiği mesajları taşıyan ortam, yöntem ve tekniklerdir. Alıcı dediğimiz kavram ise, kaynağın gönderdiği mesajlara hedef olan kişi ya da kişilerdir. Son olarak dönüt kavramı, alıcıdan kaynağa yönelen tepkilere ''dönüt'' denilmektedir.

         Bilginin Doğru İletişim ile Aktarımı

            Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, iletişim de eğitimle birçok ortak özellik taşımaktadır. Öğrenci, zamanının çoğunu okulda, başta öğretmenleri olmak üzere arkadaşlarıyla geçirmektedir.  Öğrenme, iletişim işlemleri sonucunda bireyde kalıcı izli davranış değişikliğinin oluşması anlamına gelmektedir. Bu nedenle öğrenmenin iyi bir iletişim ürünü olduğu söylenebilir. Yeni öğrenmeler yeni bilgi ve beceriler edinmeyle olacağından iletişim gerçekleşmedikçe öğrenme de gerçekleşmeyecektir.

            Öğretmen-Öğrenci Arasındaki İletişim Süreci

            Öğretmen ve öğrencilerin günlük yaşamlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri sınıftaki iletişime bakıldığında öğretmenin sosyal ve fiziksel çevresini kasıtlı olarak etkilemek için iletişim kurduğunu söyleyebiliriz. Öğretmenin iletişim becerisini artırmak amacıyla iletişim olgusunu çözümlerken öncelikle kendi kendisine şu gibi soruları sorması ve cevaplaması gerekir:

·         Göndereceğim mesaj sonrasında ne olmasını bekliyorum?
·         Çevremi etkileme anlamında neyi başarmak istiyorum?
·         Gireceğim iletişim sonucu olarak öğrencilerimin neye inanmalarını, ne söylemelerini, ne yapmalarını istiyorum?
·         Psikolojik anlamda, öğrencilerimde hangi etkiyi oluşturmak ve onlardan hangi tepkiyi almak istiyorum?
           
            Bu soruları öğretme-öğrenme etkinliği öncesinde cevaplayan öğretmenlerin daha iyi bir öğretme-öğrenme ortamı yaratabilecekleri düşünülmektedir.
            Eğitim sisteminde iyi bir eğitimci olabilmek için iletişim sürecini çok iyi bilmek gerekir. Öğretme-öğrenme sürecinde de bir eğiticinin bir konuyu etkili bir şekilde öğretebilmesi için öğrencileriyle sağlıklı bir iletişim kurması gerekir. Eğitimde iletişim sürecinin işleyişinde kaynak öğretmen, alıcı da öğrencilerdir. Mesaj ders kitabı, program içeriği ya da öğretmenin sesi, kanal da öğretim süreçleri ya da süreçte kullanılan öğretim araç ve gereçleridir.
          
            Öğretimin etkili olabilmesi için sınıfta çoklu ortamın (multi-media) oluşturulması hem öğretmen-öğrenci etkileşimi hem de iletişim açısından önemli görülmektedir. Bu nedenle öğretim hizmetlerinde hem göze hem de kulağa hitap eden teknolojik araçların kullanılması önemli olmaktadır.

            Öğretmen Ne Yapmalıdır?

         Öğretme-öğrenme sürecinde en önemli rol hiç şüphesiz, öğretmene düşmektedir. Peki öğretmen bu süreçte, etkili bir iletişimin adımlarını atmadan önce veya attığı sırada ne yapmalı, nasıl davranmalıdır? Recep Nas hocam, '' Sağlıklı Öğretmen-Öğrenci İlişkileri (Sınıf Yönetimi) '' adlı kitabında bunu iki başlık altında birçok alt başlığa dengeli bir şekilde yedirerek biz okuyucuya anlatmıştır.

             1. Konuşma

            İnsanoğlu doğduğu andan itibaren kendini yaşadığı topluma kabul ettirebilmesi için iletişime geçmesi gerektiğini ve bunun da aslında ana rahminde başladığını artık biliyoruz. Dinleme ile bütünleşen konuşma yalnızca bir anlatım aracı değil, aynı zamanda bir anlaşma ve etkileşim aracıdır. Kişi doğru ve düzgün konuşmalıdır. Çünkü doğru ve düzgün olmayan konuşma, yetersiz iletişime, yetersiz iletişim de anlama, anlatma ve anlaşma yetersizliğine, hepsi birden başarısızlığa neden olmaktadır.
            Peki iyi konuşmak, hele ki eğitimde etkili konuşabilmek için ne yapmalı?
            İlk olarak çok okumalıyız. İlkokuldan beri bildiğimiz bir gerçek olan, okumak gerçekten de sözcük dağarcığımızı zenginleştirir. Olaylara, insanlara farklı bakış açılarından bakmamızı ve buna göre bir analiz ortaya koymamızı sağlar.
            İkinci olarak, bir öğretmen bilgili olmalı. Bu sözcük, her şeyi ben bilirim, en iyisini ben yaparım anlamında değil, söyleyeceği sözü, konuşacağı 'bir şeyler' olmalı kapısına çıkmalıdır. Konuşmacı işine ne derece tutkun, ne derece çekici bir kişilik sahibi ise, düşünceleriyle duygularını dinleyicileriyle paylaşma, onları bu doğrultuda etkileme gücü de o derece artar.
            Elbette, iyi eğitimci iyi konuşma örneklerini dinlemeli, izlemeli ve bunların ince noktalarını alabiliyorsa not almalı. Üniversiteye başladığım ilk sene açılımı, Technology, Entertainment, Design, olan TED her iki yılda bir Kaliforniya, Monterey'de düzenlenen bir konferans olup bu konferansın varoluş amacı, farklı alanlardaki ileri derecede bilgi sahibi kişilerin bilgi alışverişine zemin oluşturmaktır. Burada izlediğim, başta eğitim olmak üzere kendi ilgi alanlarımda bilgilendirici videoların izleyene gerçekten konuşma konusunda birtakım olumlu şeyler kattığı düşüncesindeyim.

            2. Dinleme

             Dinlemek! Toplum olarak birbirimizi dinlemeye karşı o kadar tahammülsüz olduk ki, aslında bu olumsuz örneklere ne yazık ki öğretmenler içinde karşılaştığımızı söyleyebiliriz. İletişimde elbette en büyük sorun dinlemeyi bilmemek, dinlememek. Recep Nas hocamın da dediği gibi, işitince dinlediğimizi sanıyoruz. Oysa işitmek başka, dinlemek başka… İşitince dinlemiş olmuyoruz.
            Dinleme öğrenilir. Dinlemeyi öğrenmek, okumayı öğrenmek kadar önemlidir. Dinleme, okumayla eşdeğerdir. Okuma gibi dinleme de bilgi, beceri, alışkanlık ister. Aslında dinleme, kulak yoluyla okumadır (Özdemir, 1987: 177).

            Duyarız, dinlemeyebiliriz ama dinlediklerimizi duyarız (Robertson, 2002: 58).

            Karacaoğlan'ı dinleyelim:

            Mecliste arif ol kelamı dinle
            El iki söylerse sen birin söyle
            Elinden geldikçe sen eylik eyle
            Hatıra dokunup yıkıcı olma

Kaynakça:

·         Ergin, A. (2014). Eğitimde Etkili İletişim 7. Baskı Ankara: Anı Yayıncılık
·         Ertürk, S. (1997). Eğitimde 'Program' Geliştirme Ankara: Meteksan
·         Kant, I. (2013). Eğitim Üzerine (Çev. Ahmet Aydoğan) 3. Baskı İstanbul: Say Kitap
·         Nas, R. (2015). Sağlıklı Öğretmen-Öğrenci İlişkileri (Sınıf Yönetimi) Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları
·         Özdemir, E. (1987). İlkokul Öğretmenleri İçin Türkçe Öğretimi Kılavuzu 3. Baskı İstanbul: İnkılâp Kitabevi.
·         Robertson, Arthur K. (2002) Etkili Dinleme (Çev. E. Sabri Yarmalı) İstanbul: Hayat Yayınları
           



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öğretmenlik Demek...

Başlıkta da okuduğunuz üzere öğretmenlik üzerine birkaç kelam etmek istiyorum. Anlatıma bu dönemin başına giderek başlamak istiyorum. Dönem ...